Buradasınız
Ana Sayfa > Sorular > İslam’da kadın hakları. Şeriat ve şeriat kanunları, cezaları.

İslam’da kadın hakları. Şeriat ve şeriat kanunları, cezaları.



Buraya tıklayarak bu asırda şeriat olurmu ile ilgili yazımızı okuyabilirsiniz

Önsöz ve açıklama:

Değerli kardeşlerimiz “İslam’da kadın hakları ve Şeriat” adı altında yürüttüğümüz projemizin ilk aşaması olan bu yazımızda çoğu insanın bilmediği yada yanlış bildiği noktalara değinmeye çalıştık. Maalesef günümüzde bir çok ateist Şeriatı gericilik yobazlık olarak görüyor, İslam’ın kadına değer vermediğini küçümsediğini bir cinsel obje olarak gödüğünü hiç bir hakkının olmadığını kadını dışlanmış olarak görüyor ve yalan yanlış bir çok iftiralar atıyor. İslam’da kadın çok önemli bir yer arz ediyor. Yazının ileriki kısımlarında da göreceğiniz üzere Şeriat nedir? İslam’da kadın hakları Şeriatta kanunlar ve cezalar gibi bir çok meseleyi ele almaya çalıştık.



Bu yazımızda bahsettiğimiz konular;
Şeriat hakkında bilgi
Şeriattaki cezalar ve uygulanış biçimi
Kadının islamdaki yeri
İslam’ın kadına tanıdığı haklar
– Şeriat nedir, ne değildir?
Şeriat: “Din”, “Allah’ın emri”, “İlâhî emir ve yasaklar” gibi manalara geliyor. Kısaca Allah’ın bizim için tayin ettiği yol ve nizamdır.
Annenin yavrusuna olan merhametini yaratan Allah, âciz varlıklara bile nimetler veriyor. Bir sineğe kartalın kanadı kadar büyük kanat vermeyen Allah, hiç kimseye gücünün yetmediği yükü yüklemiyor. Sonsuz merhamet ve sonsuz adalet sahibi olan Allah, kullarının hem bu dünyada hem de ahiret hayatında mutlu, huzurlu bir şekilde yaşamaları için şeriat hükümlerini göndermiştir.

Şeriatın en önemli esasları imanın şartlarıdır. İmandan sonra en büyük hakikat ise namazdır.
Şeriat hükümleri Kur’an-ı Kerim, hadis-i şerif ve icmaya dayanır. Şeriat Allah’ın koyduğu dini ve dünyevi hükümlerin tümüdür. Allah’a, meleklere, kutsal kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe ve kadere iman etmek şeriatın en önemli kurallarıdır. İman esaslarından sonra ameller gelir. İmandan sonra en önemli hakikat namazdır. Demek ki; iman esaslarından sonra şeriatın en önemli kuralı beş vakit namaz kılmaktır. Namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetler, kul hakkı yememek, adam öldürmemek, zina yapmamak, faiz yememek, anne ve babaya itaat etmek, yalan söylememek, hırsızlık yapmamak şeriat kanunlarındandır. Mesela bir Müslüman, anne veya babasını sevindirmek maksadı ile onlara helal bir hediye alsa şeriata uygun bir şekilde hareket etmiş olur. Hastaları ziyaret etmek, fakirlere, yetimlere yardım etmek, hayvanlara eziyet etmemek şeriata uygun olan amellerdendir.
Şeriatın sadece yüzde biri siyaset ile ilgilidir.
“Şeriatta, yüzde doksan dokuz ahlak, ibadet, ahiret ve fazilete aittir. Yüzde bir nispetinde siyasete mütealliktir; onu da ulü’l-emirlerimiz düşünsünler.”
Divan-ı Harb-i Örfi, s. 28 (Risale-i Nur)
Dört Halife devrinde uygulanan İslam şeriatı ile İran’da Şiilerin, Suud’da Vahhabilerin, Afganistan’da Taliban’ın uygulamalarında bazı farklılıklar vardır.  Mesela günümüzde demokrasi ile yönetilen ülkelerde de bazı farklı uygulamalar mevcuttur. Şeriatın yanlış algılanması nedeniyle ortaya çıkan uygulamalar şeriata zarar veremez.  Şeriatın en doğru bir şekilde uygulanması Peygamber Efendimiz (Sav) ve Dört Halife döneminde görülmüştür. Günümüzde şeriatın bazı hükümlerinin yanlış yorumlanması neticesinde ortaya çıkan uygulamaların olması şeriatın hiçbir yerde tam olarak uygulanamayacağı anlamına gelmez. 

Bu konu ile ilgili gerek televizyon, gazete ve dergi gerek sosyal medyada olsun yüzlerce yalan haber ve iftira mevcuttur insanlar kendi fikirlerine göre birşeyleri değiştirip bunu da hem İslam’a hem de Allah’a istinat ediyorlar bu yalan haberlerin birkaçını sizlerle paylaşmak isterim;


1. “Suudi Arabistan’da ekmeğini getiren 2 erkekle konuşan 75 yaşındaki dul bir kadına, 40 kırbaç ve 4 ay hapis cezası verildiği belirtildi.”
İslam’da böyle bir ceza yoktur. Suudi Arabistan’da da böyle bir ceza verilmemiştir.
2. “Arabistan’da bir kızı işaret parmağı ile gösteren adamın, işaret parmağı kesildi.”
Hiçbir mezhepte böyle bir ceza yoktur. Bu haber de yalandır.
3. “Kuzeybatı İran’da (Güney Azerbaycan) Azer Türk’ü olan genç kadın, TIMES dergisinde, baş örtüsünün altından saçı göründü diye, 99 kırbaç cezası aldı.”
İslam hukukunda böyle bir ceza yoktur.
Şeriatın iki temel kaynağının Kur’an ve sünnet olduğunu bilip de şeriatı inkar eden, şeriatı beğenmeyen kafir olur. Ancak şeriat hükümlerinin hepsini kabul edip bu hükümler ile amel etmeyen kişi günahkar olur, kafir olmaz. 
Kur’an’ın hükümlerini ve Hz.Muhammed’i (Sav) inkar eden, beğenmeyen, onlara hakaret eden kişinin Müslüman olması mümkün değildir. Ancak insan Kur’an’ın hükümlerinin tamamını kabul eder, onların hepsini beğenip Hz.Muhammed’i (Sav) de tam olarak tasdik eder ise o insan şeriat hükümleri ile amel etmese bile kafir olmaz.
Şeriat Cezaları Nelerdir?
Şeriatta had cezaları çok sık uygulanmamıştır çünkü had cezalarının uygulanabilmesi için belli şartlar gereklidir. Şeriat cezalarının amacı huzurlu bir toplumun oluşmasıdır. Şeriat cezalarını uygulamayan ülkelerde mevcut olan suç rakamları ve suç oranlarına baktığımızda kolayca görürüz ki; bu ülkelerde suçlara verilen cezalar pek caydırıcı olmamaktadır. 


Adam Öldürme ve Yaralamanın Cezası (Kısas Cezası) : Adam öldürme ve yaralama durumlarında kısas cezası uygulanır.  Bu ceza Kur’an ayeti ile sabittir. Bu cezanın uygulanması için gerekli şartlar vardır.

Kısas hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki butona tıklayın.

                                                Kısas hakkındaki yazımız

Had Cezaları (5 tanedir)
Had cezaları İslam devletinde, hâkimin kararları ile uygulanır. Geçmişte had cezaları nadir olarak uygulanmıştır çünkü had cezalarının uygulanması için gerekli şartlar ve gerekli ortamın oluşması zorunludur. 
Had cezalarının uygulanması için suçlunun suçlu olduğu konusunda şüphe olmaması gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
“Şüphelerden dolayı hadleri kaldırınız (uygulamayınız).”
(Ebû Dâvud, Salât,14; Tirmizî, Hudûd, 2)
Had cezaları şunlardır:
1. Hırsızlığın Cezası (Hırsızın Elinin Kesilmesi Cezası) : Hırsızlık yapan kişinin elinin kesilmesi Kur’an ayeti ile sabittir. Ancak bu suçu işleyen kişinin el kesme cezası ile cezalandırılması için belli şartlar mevcuttur.
Hırsızlığın Cezası (Hırsızın Elinin Kesilmesi Cezası) hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki butona tıklayın.

                                                    Hırsızlık ve cezası ile ilgili yazımız

2. Zinanın Cezası (Bekarlar İçin Yüz Sopa, Evliler İçin Recm Cezası): Zina eden bekar erkek ve bekar kadına yüz sopa cezası uygulanır. Zina eden evli erkek ve evli kadına ise recm cezası uygulanır.
Zina cezası hakkında ki detaylı yazımız için aşağıdaki butona tıklayın.
                                    Zina cezası ile ilgili yazımız



3. İçki İçmenin Cezası: İçki içmenin cezası Hazreti Peygamber’in (Sav) sünneti ile sabittir. Hz. Peygamber (Sav) ve Hz. Ebû Bekir (ra), içki içene 40 sopa vurdular. Bu cezanın uygulanabilmesi için içki içen kişinin Müslüman, akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve konuşabilen bir kişi olması lazımdır. Şarhoş iken yakalanan ve içki içtiği şahitler ile tesbit edilen kişiye sopa cezası uygulanır.


4. Namuslu İnsana Zina İftirasının Cezası:  Müslüman, hür, akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve iffetli olan kadınlara zina iftirasında bulunan kişilere uygulanacak ceza Kur’an-ı Kerim’in Nur suresinde açıklanmıştır.
“Namuslu kadınlara (zina suçu) atıp da sonra (bu suçlamalarını ispat için) dört şahid getirmeyenlere seksen değnek vurun ve artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” (Nûr, 24/4).
Namuslu olan erkeğe zina iftirası yapılmasının cezası da seksen değnektir.
5. Yol Kesmenin Cezası: Yoldan geçen insanların önünü kesen, kuvvet kullanarak geçişi engelleyen ve yolcuların mallarını çalan eşkiyalara ceza uygulanır. Bu konuda Kur’an ayeti meali şöyledir:
“Allah ve Rasûlüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları, yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu dünyada onlar için bir zillettir. Âhirette ise, onlar için büyük bir azap vardır. Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tövbe edenler olursa, bilin ki, Allah, “Gafûr’dur, Rahîmdir” çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.” (Mâide, 5/33, 34).
Soygun yapıp adam öldüren katil öldürülür ve ibret olması için asılır.
Soygun yapmayan ancak adam öldüren katil öldürülür ancak asılmaz.
Adam öldürmeyen ancak soygun yapan hırsızın çapraz bir şekilde eli ve ayağı kesilir.
Adam öldürmeyen, soygun yapmayan ancak insanları korkutan kişilere “sürgün cezası” uygulanır.
Had cezalarının uygulanması konusunda gevşeklik gösterilmemelidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
“Allah’ın yasaklarına uyan kimseyle o yasakları (hududu) ihlâl eden kimse, bir gemiye binip, kur’a çekerek bir kısmı alt kata bir kısmı üst kata yerleşen topluluk gibidir. Aşağı katta olanlar su almak istedikleri zaman yukarı katta olanlara gidip: “Sizi zarara sokmadan biz kendi katımızda bir delik açsak!..” derler. Eğer yukarıdakiler onları serbest bırakırsa hepsi helâk olur, mani olursa hepsi kurtulur.” (et-Terğib ve’t-Terhib, 4/25, 27).
Ta’zir Cezaları: Kur’an ve sünnette tayin edilmemiş, hâkimin takdirine bırakılmış olan hapis, teşhir, sürgün gibi cezalardır.

İslamiyetin kadına verdiği haklar nelerdir?

Nafaka (Barınma, Yiyecek, Giyecek, Tedavi Masraflarının Karşılanması) Hakkı;

İnsanlar yaşayacakları eve, yiyecek ve giyeceklere, hastalandıkları zaman tedavi edilmeye ihtiyaç duyarlar. Bir kadın evlendiği zaman onun ev, yiyecek, giyecek, tedavi masraflarını karşılamakla mükellef olan kocasıdır. Koca, evlendikten sonra karısının nafakasını karşılamaz ise ve kadın kocasından bu sebeple boşanmak isterse kadının boşanma isteği olumlu bir şekilde sonuçlanır.
İnsanların en hayırlısı Peygamberimiz Hazreti Muhammed (Sav) Veda Hutbesinde şöyle buyurmuştur: 
Şunu bilin ki, sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır.
Sizin onlar üzerindeki haklarınız, yatağınızı yabancılardan korumaları, istemediğiniz kimseleri evinize almamalarıdır.
Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyim kuşam ve yeme içme konularında kendilerine iyi imkânlar sağlamanızdır.”
Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 3
“…Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir…” Bakara Suresi 233. Ayeti Meali
Kadınların biri yazlık, diğeri de kışlık olarak yılda en az iki kat elbise edinme hakkı vardır. Kadınların giyecek hakları içerisinde yorgan, çarşaf, yastık, döşek de mevcuttur. Kocalar bu malların masraflarını karşılamak konusunda sorumludur. Kadınların kötü komşulu olmayan, ırzlarının, canlarının, mallarının güvende olacağı, eşinden ve çocuklarından başkasının misafir olarak gelebileceği, sosyal durumlarına uygun eşyaları bulunan, karı koca hayatı yaşamaya elverişli bir meskende oturma hakları vardır. Kadınlar ayrıca bakıma muhtaç olurlar ise veya onların sosyal seviye bakımından benzeri olan kadınların hizmetçileri bulunur ise o kadınların da hizmetçi tutma hakları vardır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
Hz. Âişe (r.anha)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Ebû Süfyanın karısı Hind b. Utbe Rasûlüllah’ın huzuruna girdi ve “Ey Allah’ın elçisi, gerçekten Ebû Süfyan çok cimri bir adamdır. Bana kendime ve çocuklarıma yetecek kadar nafaka vermiyor. Onun malından haberi olmaksızın bir şey alırsam, bana günah var mıdır?” dedi. Rasûlüllah (Sav); “Onun malından sana ve çocuklarına yetecek kadarını ma’ruf şekilde al.” Buyurdu. (Buhârî, Büyû’, 95; Nesâî, Kudât, 31; İbn Mâce, Ticârât, 65)
Bu hadis-i şerif gösterir ki; erkek, karısı ve çocuklarının nafakasını vermek zorundadır. Kız çocuklarının geçimi onlar evleninceye kadar babaya aittir. Kadın ihtiyaç duyar ise kocasıyla aylık nafaka miktarında anlaşabilirler. Eğer kadın bu miktarın yetmediğini anlar ise kocasından bu miktarın arttırılmasını ister. Eğer koca bu isteği kabul etmez ise kadın mahkemeye başvurabilir.
Ayrıca evlilik, dönülebilir veya kesin boşama ile sona erdiğinde kadın iddet süresi boyunca nafaka hakkına sahiptir. İddet süresi boyunca kadının boşandığı erkek eski karısının geçimini sağlamak zorundadır.

Mehir Hakkı

Mehir, erkeğin evlenirken kıza vermesi gereken mal veya menfaattir. Kadın gönül rızası ile bu hakkından vazgeçmedikçe erkeğin nikahlı karısına mehir vermesi gerekir. Aksi takdirde erkek hem günahkar olur hem de kul hakkı yemiş olur. Kadın mehir olarak aldığı malı meşru dairede istediği gibi harcayabilir. Kadın o mal ile ticaret yapabilir, o mal ile şirket kurabilir, o malı hayır işlerinde kullanabilir.
“Aldığınız kadınların mehirlerini yürekten isteyerek ve Allah’ın bir atiyyesi olarak verin.”
Nisa Suresi 4. Ayeti Meali

Eğitim Hakkı

Kadınlar da eğitim alma hakkına sahiptirler. Kadınlar gelecek nesillerin anneleridir. Gelecek nesiller ilk önemli eğitimini annelerden alırlar. Annelerin cahil olması sadece çocukların değil, ülkenin ve Dünya’nın geleceğini de tehdit eder. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (Sav) kadınların eğitimine önem vermiştir. Kur’an ve Sünnet’te hem kadınlar, hem de erkekler için ilim öğrenmek teşvik edilmiştir. Hatta en çok hadis rivayet eden, İslamiyet’i bize en çok öğreten sahabilerden biri Hazreti Ayşe’dir. Onun gibi müçtehit kadın sahabeler de var idi.

Çalışma, Ticaret Yapma, Şirket Kurma Hakkı

 Kadın, ev içinde veya ev dışında çalışma hakkına sahiptir. Kadın, ev ihtiyaçlarını karşılama konusunda kocasına yardım edebilir. Kadın, ticaret ve borçlar hukuku alanında erkeklerin sahip olduğu hak ve yetkilere sahiptir.

“Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, O’nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”
Nisâ Suresi 32. Ayeti Meali
Üstte verilen ayette de görülüyor ki; kadınların çalışması yasaklanmamıştır. Bir başka ayet meali de şöyledir:
“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.” Nisâ Suresi 29. Ayeti Meali
Bu ayette de kadın erkek ayrımı yapılmamıştır. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
“Sizden herhangi birinizin ipini alıp da dağdan sırtına bir bağ odun yüklenerek getirip satması, dilenmesinden daha hayırlıdır.” Buhârî, Büyû’ 5
Görülüyor ki; bu hadis-i şerifte kadın erkek ayrımı söz konusu değildir. Ancak erkek de kadın da çalışırken harama girmemelidir. Kadın çalışırken tesettürüne dikkat etmelidir. Kadının ciddiyeti hafife alınmamalıdır. İş yerinde başka insanlar da bulunmalı ve kadın erkek baş başa kalmamalıdır. Kadın ve erkeğin baş başa kalması zinaya yaklaşmadır, kötü hislerin uyanmasına vesiledir.

Kanun Önünde Eşitçe Muamele Görme Hakkı

İslam’da Müslüman ile gayrimüslim mahkeme önünde eşit olarak yargılanır. Halife Hazreti Ali bir Yahudi ile mahkemeye çıkmıştır. Müslüman bir erkek ile Müslüman bir kadın elbette eşit olarak yargılanır.

Miras Hakkı

Kadın, tek erkek kardeşi ile mirasçı olduğunda erkek kardeşinin yarı hissesini alır. Bu durumun adaletsizlikle hiçbir ilgisi yoktur. Hatta bu durumun aksi olduğu zaman adaletsizlik  olur.
Şeriattaki Miras Taksiminin Hikmetleri
Birincisi: Evi geçindirmekle yükümlü olan erkektir. Kadının, kendisinden başkalarını geçindirme zorunluluğu yoktur. Erkeğin bu sebeple mirastan daha fazla pay alması doğaldır.
Kadın, kendi mal varlığında, meşru dairede istediği gibi tasarruf edebilme hakkına sahiptir. Kadın zengin olsa bile ailenin harcamalarına katılmak zorunda değildir. Erkek ise karısını ve çocuklarını da geçindirmek zorundadır. Eğer erkeğe ve kadına eşit miktarda pay verilirse o zaman dengesizlik, adaletsizlik söz konusu olur.
İkincisi: Bekar olan kız kardeş babasından aldığı miras ile geçinemiyor ise erkek kardeşi ona bakmak mecburiyetindedir.
Üçüncüsü: Erkek kardeşinden daha az miktarda mirastan pay alan kadın evlendiğinde kocasından mehir alır. Bunun yanında kocasının aldığı miras payı da vardır. Kadın hem kendi ailesinden hem de kocasının ailesinden gelen miras payından yararlanabilir.
Dördüncüsü: Konunun psikolojik boyutu da vardır. Şeriata göre olan miras taksimi ile kardeşler arasındaki haset tehlikesi giderilir.
“Kardeşinden rekabetsiz, hasetsiz bir merhamet ve himaye görür. Kardeşi ona, hanedanımızın yarısını bozacak ve malımızın mühim bir kısmını ellerin eline verecek bir rakip nazarıyla bakmaz.”
Sözler (Risale-i Nur)
Beşincisi: Baba, malının yarısının kızına gitmesi ve kızının da evlenmesi ile malının yarısının yabancı birine gitmesi düşüncesi sebebiyle kızına hiddet edebilirdi. Kur’an’ın getirdiği miras taksimi ise babanın kızına olan merhamet hissinin zayıflamasına da izin vermez. Daha bunlar gibi pek çok hikmetler sayılabilir. Görülüyor ki; Kur’an’ın getirdiği miras taksimi adalettir.

Boşanma Hakkı

Kadının boşanma hakkı vardır. Kadın şu şekillerde boşanma hakkını kullanabilir:
Birincisi: Koca, karısına boşama yetkisi verebilir. Buna “tefviz-i talâk” denir.
İkincisi: Evlilik sözleşmesi yapılırken kadın boşama hakkının kendisine de tanınmasını şart koşabilir.
Üçüncüsü: Kocanın cinsel iktidarsızlığı, akıl hastalığı, bulaşıcı hastalığı gibi durumlarda kadın, hâkime başvurabilir ve hâkim de karı kocayı ayırır.
Dördüncüsü: Kadın kocasına boşanma teklifi yapabilir. Kocası da rıza gösterirse boşanabilirler.
Beşincisi: Kadının mehir hakkı, iddet nafakası, meskeninin erkek tarafından karşılanması gibi hakları vardır. Eğer kadın bu haklarından vazgeçerse geçimsizlik gibi sebeplerle ayrılma isteğinde bulunabilir. Tarihte boşanmalar çoğunlukla bu şekilde olmuştur.
Doğrudan boşanma hakkı ise erkeğe verilmiştir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da pek çok hikmet mevcuttur. Kadınlara doğrudan boşama hakkı verilmemesinin bazı hikmetleri:
Birincisi: Eğer kadına da doğrudan boşama hakkı verilse idi boşanma meselesi daha çok gündeme gelebilirdi. Bu durum ise ailedeki huzurun bozulmasına yol açabilirdi ve eşler arasındaki sevginin azalmasına sebep olabilirdi. Amerika, Avrupa ve Türkiyedeki boşanma sayılarının ve boşanma oranlarının yüksekliğini görüp de İslamiyet’in boşanma hakkındaki hükümlerini eleştirenlere Amerika, Avrupa ve Türkiye’deki boşanma istatistikleri tokat gibi bir cevaptır.
İkincisi: Kadın, erkekten daha duygusal, daha hassastır. Annenin yavrusuna olan şefkat hissi çok keskindir. Kadın çoğunlukla erkekten daha uzun süreli aşk acısı çeker. Bu duygusallık meşru dairedeki ölçüsünü aştığında kötü davranışlar meydana gelir. Mesela bir anne, çocuğuna olan aşırı şefkatten dolayı namazı terk etse kendisine verilen bu şefkat hissini yanlış bir şekilde kullanmış olur. İşte kadının fıtratındaki duygusallık sebebiyle eğer kadına doğrudan boşanma hakkı verilse kadın boşanma meselesini sık sık gündeme getirebilir. Bu durum ise ailedeki huzuru bozar.
Üçüncüsü: Evin geçiminden sorumlu olan erkektir. Erkek, eşine ve çocuklarına bakmak zorundadır. Bir ülkede de devlet başkanı halkının idaresinden sorumludur. Devlet başkanının bulunduğu konum gereği ülke işleri konusunda karar verme yetkisi vardır. Cami imamının da namazda önce davranma yetkisi vardır. Cemaat imamdan önce hareket edemez. İşte aile geçiminde de erkeğe belli ayrıcalıklar verilmiştir. Doğrudan boşama hakkı da bu ayrıcalıklardan biridir. Ancak bu ayrıcalık her erkeğin manevi mertebe bakımından her kadından üstün olduğu anlamına gelmez. Erkeğe belirli ayrıcalıklar verildiği gibi kadınlara verilmeyen belirli mesuliyetler, yükler de verilmiştir.

Evleneceği Eşi Seçme ve Nikah Akdini Bizzat Yapma Hakkı

Hanefi mezhebine göre büluğ çağına gelmiş kız veya erkek, velisinin rızası olmasa bile evlenme ve nikah akdini bizzat yapma hakkına sahiptir.  Ancak Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinin görüşüne göre velinin izni alınması gerekir. Yoksa nikah geçersiz olur.
Hanefi mezhebinin kurucusu olan Ebû Hanîfe’ye göre bulûğ çağına ulaşmış olan bir kızı hiçbir kimse zorla evlendiremez.
Peygamberimiz (Sav): “Açıkça izin alınmadan dul kadın, rızası anlaşılmadan bekâr kız evlendirilemez.” buyurmuş, “Onun rızası nasıl anlaşılır?” sorusuna da “sükûtu ile” cevabını vermiştir. (Buhârî, Nikâh, 40)
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sav) zamanında Hidame’nin kızı Hansa: “Babam itibarını arttırmak için beni kardeşinin oğlu ile evlendirdi. Ben ise istemiyorum.” diyerek babasını şikayet eder. Peygamber Efendimiz de kızın babasını çağırtır ve evlenme yetkisini kıza verir. Bundan sonra ise Hz. Hansâ, Resulullaha şöyle der: “Yâ Resulallah! Ben babamın yaptığı bu nikâhı kabul ediyorum, ancak babaların, kızlarına evlilikte böyle yetkisinin olmadığını bildirmek istedim.” (Neseî, Nikâh: 36)

Kocasından İyi Davranış Görme Hakkı

 İnsanların en hayırlısı Peygamberimiz (Sav) şöyle buyurdu:

“Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır.” (Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)
Koca, karısını aşağılayamaz, ona hakaret edemez. Koca, karısına darılıp onu evinde yalnız bırakamaz. Koca karısıyla şakalaşmalı, onunla eğlenmeli ve onu eğlendirmelidir. Kadın haksız yere kocasına isyan etmedikçe kocası karısını sudan bahaneler uydurarak dövemez.

Kocasını veya Başkasını Şikayet Etme Hakkı

Kocaları veya başkaları tarafından haksızlığa uğratılan kadınlar bu haksızlıkları ilgili kişilere şikayet edebilirler. Bu konuda Kur’an ayeti vardır.
“Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” Mücâdele Suresi 1. Ayeti Meali
Mesela koca, eve bakmaktan vazgeçer veya parası olduğu halde cimri davranarak harcama yapmaz ise kadın, kocasını şikayet edebilir.

Kocası Tarafından Ani Baskınlarla Rahatsız Edilmeme Hakkı

Bir koca, kıskançlığın meşru dairedeki ölçüsünü aşar ve gereksiz şüpheler sonucunda eve aniden girip karısını rahatsız ederse karısına haksızlık etmiş olur. Ayrıca şu nokta da vardır: Eşinden uzun zaman ayrı kalan bir koca, karısına haber vermeden gece ansızın eve giremez. Peygamber Efendimiz (Sav) eşinden uzun zaman ayrı kalan kocanın eşine haber vermeden ansızın gece vakti eve girmesini yasaklamıştır çünkü kadının kocasına karşı süslenme, koltuk altı ve etek traşı olma için zamanı olmalıdır. Ayrıca kocanın gece ansızın eve girmesi karısının ihanetinden şüphelendiği anlamına gelebilir.
Peygamber Efendimiz (Sav) şöyle buyurmuştur:
“(Uzaklardan) geceleyin geldiğinde hanımının yanına girme ki, bıçak kullanıp tıraş olsun, dağınıksa tarasın (gelişine hazırlansın).” Buhârî, nikâh 121,122; Müslim, radâ’ 58, imâret 181,182; Dârimî, nikâh 32, cihâd 163; Müsned NI/298.

Hizmetçi Tutma Hakkı

Eğer kadın bakıma muhtaç ise veya kadının sosyal seviyesi benzer olan kadınların hizmetçisi bulunur ise o durumlarda kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Örfe göre kadınların yapması gereken, yapmaz ise ayıplanan ev işleri vardır. Kadın, yapmasa ayıplanmayacak ev işlerini yapmak zorunda değildir.

Haftada Bir Kez Anne Babasını Ziyaret Etme Hakkı

Kadın, aynı şehirde bulunan anne ve babasını, anne ve babası kafir olsa bile, haftada bir kez ziyaret etme hakkına sahiptir. Koca, karısının bu hakkını elinden alamaz.

Alt tarafta Kadınlar ile ilgili daha önce yazdığımız yazılarmız mevcut istediğinizi seçebilirsiniz.

Şahitlikte iki kadının bir erkeğe denk tutulması
Mirasta neden kadına bir erkeğe iki hisse veriliyor?
Neden bir erkeğin dört kadınla evlenmesine izin veriliyor?
Erkekler cennete huri alırken kadınlar ne alacak?
Kadının İslam’da ki yeri nedir?
İslam’da küçük yaşta evlilik var mıdır?
İslam dini kadınların dövülmesine izin mi veriyor?
İslam’a göre kadın çalışabilir mi?

Hz.Muhammed(s.a.v) neden çok eşlilik yapmıştır?



                 

                 

Ateistlere Cevap
Ateistlere,deistlere ve İslam'ı kabul etmeyenlere İslam'ı tanıtmak cevap vermek ve Müslüman kardeşimize fikir vermeye çalışan dostlarız.
https://www.ateistlerecevap.org/
Top