Buradasınız
Ana Sayfa > Sorular > Kur’an’daki cehennem tehditleri, insanların hürriyetlerini yok etmez mi?

Kur’an’daki cehennem tehditleri, insanların hürriyetlerini yok etmez mi?

Değerli kardeşimiz, - İslam’da insanın iradesini ortadan kaldıracak hiçbir öngörü söz konusu değildir. İleriye dönük, hangi işlerin kâr; hangi işlerin zarar getireceğine dair bilgilendirme yapmak, kişiyi bağlamak değil, önünü açmaktır. - “Dinde asla zorlama yoktur.” (Bakara, 2/256) mealindeki ayetin ifadesi ortadayken, İslam’da zorlama anlamına gelen bazı şeylerin olduğunu söylemek, özgür iradesiyle cehennemin kapısını aralamak anlamına gelir. - “Şu yiyecek kanserojen maddeyi veya öldürücü zehir içeriyor; sakın yeme, öleceksin!” diyen bir doktor için “Beni tehdit ediyor, serbestçe yemek yememe engel oluyor.” diye şikayette bulunan bir hasta olabilir mi? - Bugün insanların pek çoğunun cehennem yolunu tercih etmeleri, Kur’an’da yer alan bu tehdidin insan iradesini ortadan kaldırmadığının tartışmasız göstergesidir. - Bugün dünyanın bütün ülkelerinde yasaklara karşı bazı cezalar ön görülmüştür. Allah’ın hiçbir kulu, siz bu cezaları koymakla benim serbest hareket etmemi kısıtlamışsınız demiyor. Çünkü, bu yasaklar ve cezalar belli şahıslara göre değil, genel prensipler, ilkeler halinde tespit edilmiştir. Her ferdin suç işleme hürriyeti vardır. Her gün binlerce insan suç işleyerek bu hürriyetin varlığını göstermektedir. Göz önünde bulunan bu dünyayla ilgili yasakları ve ceza tehditleri, insanların bu özgür iradelerini elinden alamadığına göre, ne zaman tahakkuk edeceği belli olmayan meçhul bir gelecekteki cehennem cezasının kendisini tehdit ettiğini söyleyen kimsenin, bu iddiasını ciddiye almak mümkün değildir. - Bununla beraber, Kur’an’da cennetin zikredilmesi, insanları iyiliğe teşvik olduğu gibi, cehennemin zikredilmesi de onları kötülükten uzaklaştırmaya yöneliktir. Ne cennetin ne de cehennemin Kur’an’da yer alması, insanların özgür iradesini ortadan kaldıracak bir niteliktedir. İnsanlara insanca yaşamaya karşılık cennet gibi bir mükâfatın olduğunu müjdelemek, kötülüğün karşılığında ise cehennem gibi bir cezanın olduğunu bildirip uyarmak, insanın aklına ve özgür iradesine yapılan şefkat dolu bir hatırlatmaktır. Gerisi insanın kendisine kalmıştır. Kur’an’ın ifadesiyle: “Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin…” İşin doğrusunu bildirmek Kur’an’a aittir. Buna kulak verip vermemek ise insana aittir. - Unutmayalım ki, bu geveze asrın hürriyet anlayışı, aklın, kalbin, vicdanın hürriyeti değil, nefsanî ve hayvanî iç güdülerin serbest olmasını öngören bir hürriyetçiliktir. “Adam öldürme, başkasının kızına, karısına kem gözle bakma, başkasının malını çalma!.." diyen bir dinin, bu yasaklarını ve buna terettüp eden cezayı öngörmesini özgürlüğe aykırı bulan kimsenin, insanlık ailesi içerisinde yeri olabilir mi? Evet, insan kölelikten kurtulup hür oldu, ama yine de Abdullahtır / Allah’ın kuludur; onun emir ve yasaklarının dışına çıkmamalıdır. Zira cennet ucuz olmadığı gibi, cehennem de lüzumsuz değildir.

Değerli kardeşimiz,
– İslam’da insanın iradesini ortadan kaldıracak hiçbir öngörü söz konusu değildir. İleriye dönük, hangi işlerin kâr; hangi işlerin zarar getireceğine dair bilgilendirme yapmak, kişiyi bağlamak değil, önünü açmaktır.
– “Dinde asla zorlama yoktur.” (Bakara, 2/256) mealindeki ayetin ifadesi ortadayken, İslam’da zorlama anlamına gelen bazı şeylerin olduğunu söylemek, özgür iradesiyle cehennemin kapısını aralamak anlamına gelir.
– “Şu yiyecek kanserojen maddeyi veya öldürücü zehir içeriyor; sakın yeme, öleceksin!” diyen bir doktor için “Beni tehdit ediyor, serbestçe yemek yememe engel oluyor.” diye şikayette bulunan bir hasta olabilir mi?
– Bugün insanların pek çoğunun cehennem yolunu tercih etmeleri, Kur’an’da yer alan bu tehdidin insan iradesini ortadan kaldırmadığının tartışmasız göstergesidir.
– Bugün dünyanın bütün ülkelerinde yasaklara karşı bazı cezalar ön görülmüştür. Allah’ın hiçbir kulu, siz bu cezaları koymakla benim serbest hareket etmemi kısıtlamışsınız demiyor. Çünkü, bu yasaklar ve cezalar belli şahıslara göre değil, genel prensipler, ilkeler halinde tespit edilmiştir. Her ferdin suç işleme hürriyeti vardır. Her gün binlerce insan suç işleyerek bu hürriyetin varlığını göstermektedir.
Göz önünde bulunan bu dünyayla ilgili yasakları ve ceza tehditleri, insanların bu özgür iradelerini elinden alamadığına göre, ne zaman tahakkuk edeceği belli olmayan meçhul bir gelecekteki cehennem cezasının kendisini tehdit ettiğini söyleyen kimsenin, bu iddiasını ciddiye almak mümkün değildir.
– Bununla beraber, Kur’an’da cennetin zikredilmesi, insanları iyiliğe teşvik olduğu gibi, cehennemin zikredilmesi de onları kötülükten uzaklaştırmaya yöneliktir.
Ne cennetin ne de cehennemin Kur’an’da yer alması, insanların özgür iradesini ortadan kaldıracak bir niteliktedir. İnsanlara insanca yaşamaya karşılık cennet gibi bir mükâfatın olduğunu müjdelemek, kötülüğün karşılığında ise cehennem gibi bir cezanın olduğunu bildirip uyarmak, insanın aklına ve özgür iradesine yapılan şefkat dolu bir hatırlatmaktır. Gerisi insanın kendisine kalmıştır. Kur’an’ın ifadesiyle: “Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin…” İşin doğrusunu bildirmek Kur’an’a aittir. Buna kulak verip vermemek ise insana aittir.  
– Unutmayalım ki, bu geveze asrın hürriyet anlayışı, aklın, kalbin, vicdanın hürriyeti değil, nefsanî ve  hayvanî iç güdülerin serbest olmasını öngören bir hürriyetçiliktir.
“Adam öldürme, başkasının kızına, karısına kem gözle bakma, başkasının malını çalma!..” diyen bir dinin, bu yasaklarını ve buna terettüp eden cezayı öngörmesini özgürlüğe aykırı bulan kimsenin, insanlık ailesi içerisinde yeri olabilir mi?
Evet, insan kölelikten kurtulup hür oldu, ama yine de Abdullahtır / Allah’ın kuludur; onun emir ve yasaklarının dışına çıkmamalıdır. Zira cennet ucuz olmadığı gibi, cehennem de lüzumsuz değildir.
Ateistlere Cevap
Ateistlere,deistlere ve İslam'ı kabul etmeyenlere İslam'ı tanıtmak cevap vermek ve Müslüman kardeşimize fikir vermeye çalışan dostlarız.
https://www.ateistlerecevap.org/
Top