Buradasınız
Ana Sayfa > Hadisler > “Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.” Hadisinin Detaylı Açıklaması…

“Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.” Hadisinin Detaylı Açıklaması…

[stextbox id=’info’]Lütfen yazıyı sonuna kadar okuyunuz.[/stextbox]

Peygamber Efendimiz Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

[stextbox id=’warning’]“Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.” (Buhârî, Cihad 47, Nikah 17; Müslim, Selam 119; Muvattâ, İsti’zân 2[/stextbox]

1)Bu ve buna benzer rivayetler, Hz. Peygamberin (ﷺ) Araplarda mevcut olan uğursuzluk inancını reddettiğini gösteren hadislerdendir. Uğursuzluk inancı, farklı şekiller altında çok yaygın olması sebebiyle, Resulullah () bunu ortadan kaldırmak adına pek çok açıklamalarda bulunmuş, tavırlar takınmıştır.

– Bu hadisten anlaşılması gereken hakikat şudur:

Araplar, kuşların uçmasından, horozun ötmesine kadar her şeyde uğursuzluk olabileceğini düşünüyorlardı. Hz. Peygamber (ﷺ) bu yaygın ve yanlış kanaati ortadan kaldırmak için her fırsatta “uğursuzluk” diye bir şeyin mevcut olmadığını belirtiyordu.

Aynı ifadeyi tekrar etmek yerine farklı ifadelerin kullanılması muhataplar üzerinde daha etkili olduğu için peygamberimiz de bu üslubu benimsemişti.

İşte bu hadiste de kullanılan ifadelerde de “uğursuzluk” diye bir şeyin olmadığını belirtmek için “Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.” diye buyurmuştur.

Bu tespitte önemli bazı noktalar vardır:

a) Uğursuzluk demek, meydana geldiğinde kişiye zarar veren şey demektir. İnsanların en fazla zarar görmesi muhtemel olanlar, insanların en yakınında bulunan kadın, mesken ve attır. Bunlarda uğursuzluk aramazken, kalkıp havada uçan kuşta aramak akıl dışı bir düşüncedir.

b) Uğursuzluk, mademki insana zarar veren bir şeydir. O halde, insanlar için en değerli olan kadın, at ve meskende olmalıdır. Oysa Araplar bunlarda fazla bir uğursuzluk aramıyorlardı. Demek ki en değerli varlıklarda uğursuzluğu aramayıp, insan için o kadar da değerli olmayan “kuşun kanat çırpması, horozun ötmesi” gibi başka şeylerde aramak sağlıklı bir tutum değildir.

c) İnsanların hayatındaki huzur ve mutluluğun kaynağı, kadın, at (binit) ve meskendir. Şayet bunlardan biri zararlı olmaya başlarsa, ondan uzak durmakta fayda vardır. Huzursuzluğun kaynağı olan şeyden uzaklaşmak manevi bir işaret bir sinyal olabilir. Kader-i ilahi ileride daha büyük zararlara vesile olabilen söz konusu hayat arkadaşlarından ayrılması için bir uyarı niteliğini taşıyabilir.

d) Bir rivayete göre, Ebu Hüreyre’nin böyle bir şey söylediğini işiten Hz. Aişe, Hz. Peygamberin “Yahudilerin böyle düşündüklerini” söylediğini, Ebu Hüreyre’nin sonradan geldiği için bu konuşmanın ilk cümlelerini duymadığını belirtmiş ve bu bilginin yanlış olduğuna dikkat çekmiştir. (bk. İbn Hacer, 6/61)

– Başka bir rivayette, Hz. Aişe:

[stextbox id=’warning’]“Peygamberimizin: “cahiliye devrinde bu üç şeyde uğursuzluk olduğunu” belirtmişti, Ebu Hureyre bunu duymadığı için yanlış anlamıştı.” demiştir. (İbn Hanbel, 6/150, 240; Tahavi, Müşkilu’l-asar, 1/341)[/stextbox]

Akla şu soru gelebilir “Neden erkek değil de kadın?”
Hadiste üç şeye vurgu yapılıyor At(binit-Araç-araba vs.) mesken (ev-barınak) ve Kadın. İnsan hayatında en önemli şey barınacağı bir yerdir yani ÖN PLANDADIR, ondan sonraki önemli şeylerden biri de bir araçtır (bisiklet-araba-motor vs.) Araplar hiç akla gelmeyecek olan kuşun uçmasında bile uğursuzluk ararken ön planda olan bu şeyler de uğursuzluk aramamaları saçmalıktır nitekim Peygamberimiz de buna vurgu yapmıştır.

Peki kadın demesinin amacı ne? İslam’a göre kadın toplumun mihenk taşıdır can damarıdır. Çocuk eğitimini aile de genelde kadın üstlenir çünkü çocukla en çok o vakit geçirir. Kadın İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet gibi bir çocuk da yetiştirebilir, 6 milyon insanın öldürülmesinden sorumlu olan Adolf Hitler gibi bir çocukta yetiştirebilir (İsimler sadece TEMSİLİDİR). Başka bir örnek verelim mesela otobüstesiniz ve otobüs baya kalabalık orada bir kadın çıkıp “Şu erkek beni taciz etti” diyor ve o erkekte çıkıp “Hayır kadın beni taciz etti” diyor sizce hangisinin sözüne daha çok önem verilir? Tabi ki de kadının peki orada kadın onu söyledikten sonra o erkeği ne yaparlar? orasını sizin hayal gücünüze bırakıyorum…

Ya da bi genç kız yada kadın farketmez ailesine ithafen bir erkeği hedef gösterip bu beni rahatsız ediyor/Taciz ediyor gibi bir itham da bulunsa ne olur? O erkeğin düşeceği durumu siz düşünün kan davası çıkar-aileler arası çatışma çıkar-işin sonucunda ölümler olur aynı şeyi bir erkek dile getirse sizde biliyorsunuz ki bu saydıklarımızın hiçbiri olmaz(bu gibi olaylar haberlere de konu oldu hatta bir genç kız bir akrabası ile zina edip hamile kalınca suçu okuldan birine atıyor ve babası gidip o çocuğu masum olduğu halde öldürüyor işin aslı sonradan anlaşılıyor bir kişi mezarda bir kişi hapiste…)

Örnekler daha da çoğaltılabilir. Yani anlayacağınız kadın bir lafı ile binlerin ölmesine ya da yaşamasına ve çok büyük şeylere sebep olabilir (Tarihte de örnekleri var örn: Truva Savaşı-Atilla’nın(MS.434-453) karısı için Savaşı(galya seferi-Cengiz(Timuçin) Han’ın (MS.1162-1227) karısı için Savaşı(merkitlerle savaşı) bugün bile kadın üzerinden bir çok algı operasyonu yapılıp toplumda kargaşa çıkarılmaya çalışılıyor toplumun düzeni bozulmaya çalışılıyor.

Uğursuzluk dediğimiz şey, gerçekleşmesi sonucunda ortaya kötü şeylerin çıktığı inanışlardır şimdi eğer illa bir şeyde uğursuzluk OLSAYDI bu kadar değerli ve ön planda olan kadın da mı olurdu yoksa kümeste ki horozun ötmesinde mi? Sırf bunu bildiği ve dile getirdiği için peygamber efendimiz mi suçludur yoksa bunu insanlara yanlış lanse edip az önce bahsettiğimiz gibi kadın üzerinden kargaşa çıkarıp toplumun düzenini bozmaya çalışanlar ya da hadisleri itibarsızlaştırmaya çalışanlar mı suçludur? kararı vicdanınıza bırakıyorum…

Ateistlere Cevap
Ateistlere,deistlere ve İslam'ı kabul etmeyenlere İslam'ı tanıtmak cevap vermek ve Müslüman kardeşimize fikir vermeye çalışan dostlarız.
https://www.ateistlerecevap.org/
Top
%d blogcu bunu beğendi: